MODERN KÖLE: ÖZGÜR GİBİ GÖRÜNEN TUTSAKLAR

Kölelik dendiğinde çoğumuzun aklına zincirlenmiş bedenler, baskı altında çalışan insanlar gelir. Oysa kölelik, biçim değiştirerek bugün hâlâ aramızda dolaşıyor. “Modern köle” kavramı, 21. yüzyılın en büyük insan hakları ihlallerinden birini tanımlar: İnsanların ekonomik, psikolojik ya da sosyal baskı altında, özgürlükten mahrum biçimde yaşamaya zorlanması.

Bugün dünyada milyonlarca insan, fiziksel zincirlerle değil, borçla, çaresizlikle, sömürüyle, sistemsel baskılarla esir alınmış durumda. Ve çoğu zaman bu durum, “normal” çalışma ya da yaşama koşulları gibi gösteriliyor.
Modern Kölelik Nasıl Görünür?
Modern kölelik, bir ülkede resmi olarak yasaklanmış olsa bile, gizli veya “meşru” yollarla sürdürülür. En sık rastlanan biçimleri şunlardır:
Zorla çalıştırma: Çalışanlar, ücret almadan ya da insanlık dışı koşullarda çalışmaya zorlanır. Bu, özellikle tarım, tekstil ve inşaat sektörlerinde yaygındır.
Borç esareti: İnsanlar, borçlarını ödemek için uzun yıllar neredeyse hiçbir ücret almadan çalışmak zorunda bırakılır.

Çocuk işçiliği: Küçük yaşta çocuklar, eğitim hakkından mahrum bırakılarak ağır işlerde çalıştırılır.
İnsan kaçakçılığı ve cinsel sömürü: Kadınlar ve çocuklar, başka ülkelere götürülerek fuhuşa zorlanır.

Göçmen işçilerin sömürüsü: Yasal haklardan yoksun bırakılan göçmenler, aşırı saatlerde, güvencesiz koşullarda çalıştırılır.
Bu insanların çoğu, herhangi bir yasal koruma altında değildir. Kimi zaman kimliklerine el konulur, kimi zaman tehdit edilir, kimi zaman da sistemin dışına atıldıkları için seslerini duyuramazlar.

Modern Dünyada Bu Nasıl Mümkün?

Bu sorunun cevabı, ekonomik sistemin yapısında gizlidir. Neoliberal politikalar, düşük maliyetli üretimi teşvik ederken, emeğin değersizleştirilmesini de beraberinde getiriyor. Tüketim toplumunun dayattığı “ucuz ürün” arayışı, bir yerlerde birilerinin çok ağır bedeller ödemesine neden oluyor.

Büyük markaların parlak vitrinleri arkasında, karanlık atölyelerde çalışan binlerce görünmez işçi var. Her gün elimizde tuttuğumuz telefonlardan, giydiğimiz kıyafetlere kadar birçok ürün, modern köle emeğiyle üretilmiş olabilir.

Sessiz Çığlık: Görünmeyenlerin Hikâyesi

Modern kölelik, sessiz bir çığlıktır. Çünkü

bu insanlar konuşamaz, şikayet edemez, hak talep edemez. Bazıları sistemin diliyle “düşük vasıflı iş gücü” olarak etiketlenir, bazıları da “göçmen sorunu” olarak görülür. Oysa bu, sistematik bir insan hakları sorunudur ve görmezden gelindikçe büyür.

Ne Yapabiliriz?

Bu sorunun çözümü sadece yasa değişikliklerinden geçmez. Aynı zamanda bilinçli bir toplum olmakla da ilgilidir. Tüketici olarak şeffaf ve adil üretim yapan markaları tercih etmek, çocuk işçiliğine karşı durmak, emeğin değeri konusunda farkındalık yaratmak önemli adımlardır. Medya, sivil toplum ve eğitim kurumları bu konuda çok daha aktif olmalıdır.

Sonuç: Özgürlük Kimin İçin?

21. yüzyılda yaşıyor olmak, herkesin özgür olduğu anlamına gelmiyor. Zincirler şekil değiştirdi, ama baskı aynı kaldı. Modern kölelik, yalnızca istatistiklerden ibaret değil; her gün yanı başımızda yaşanan, ama çoğu zaman görmezden geldiğimiz bir gerçek.
Ve belki de en acı olanı şu: Bu düzen, sessiz kalındıkça daha da güçleniyor.