Farabi’nin cahil şehir tasviri,

sadece antik dönem değil, günümüz toplumları için de oldukça anlamlıdır. Modern dünyada da bazı toplumların davranış kalıpları ve yönetim yapıları Farabi’nin tanımladığı türlerle örtüşmektedir.

Farabi, El-Medinetü’l-Fazıla (Erdemli Şehir) adlı eserinde ideal devleti (faziletli şehir) anlatırken, onun karşıtı olan “cahil şehir” (el-medînetü’l-câhile) kavramını da tanımlar.

Cahil şehir, erdemli şehirden sapmış, hakikati ve en yüksek amacı bilmeyen; maddi hazlara, servete veya şöhreteyönelmiş bir toplumu temsil eder.

1. Hazcı Şehir (Ne’îmiyye) – Tüketim Toplumu

Günümüzün birçok büyük metropolü (örneğin bazı Batı şehirleri), bireylerin yaşam amacını sadece haz, eğlence ve konfor üzerine kurması açısından bu tipe benzer. Sosyal medya, moda ve eğlence kültürü üzerinden anlam arayışı, insanların yüzeysel yaşamasına yol açar.

Epikür’ün haz anlayışı ile karşılaştırıldığında Farabi’nin eleştirisi daha ahlakîdir. Epikür hazda denge önerirken, Farabi bu şehirdeki hazcılığı yıkıcı bulur.

2. Zenginlik Şehri (Beddâliyye) – Kapitalist Şehirler

Sadece ekonomik büyümeyi amaçlayan, gelir adaletsizliğiyle boğuşan ve toplumsal değerleri ikinci plana atan şehirler bu sınıfa girer. Örneğin, şirket çıkarlarının kamu yararının önünde tutulduğu toplumlar Farabi’nin bu kavramını çağrıştırır.

Marx’ın eleştirileri burada anlam kazanır. Marx’a göre ekonomik çıkarların belirleyici olması, insanı yabancılaştırır; Farabi de buna benzer şekilde ahlaki çözülmeyi vurgular.

3. Şöhret Şehri (Cehîliyye) – Medya Çağı Toplumları

Bugünün “influencer kültürü”nü düşünelim. Bilgiden çok görünürlük, başarıdan çok tanınmışlık ön plandadır. Farabi, toplumun gerçek lider yerine popüler kişilere yönelmesini eleştirir.

Platon da Devlet adlı eserinde benzer bir uyarı yapar: Kalabalığın ilgisine göre şekillenen liderler değil, bilgeliğe göre seçilen filozoflar toplumu yönetmelidir.

4. Zalim Şehir (Cebbâriyye) – Otoriter Rejimler

Baskıcı yönetimlerin hüküm sürdüğü, hukukun işlemediği ülkeler bu tanıma uyar. Farabi’ye göre böyle şehirlerde mutluluk değil, korku ve boyun eğme vardır.

Hobbes, güçlü merkezi yönetimi savunsa da, Farabi bunu ancak ahlaki temele dayalıysa kabul eder. Güç tek başına yeterli değildir; hikmetle birleşmelidir.

5. Sapmış Şehir (Dâlle) – Fanatizm ve  Çarpık İnançlar

Bazı gruplar ya da toplumlar, dini ya da ideolojik öğretileri yanlış yorumlayarak hakikatten uzaklaşır. Farabi, bilgiyi çarpıtan bu şehirleri özellikle tehlikeli bulur.

Bu noktada Farabi, dini dogmalara karşı değil, onların akıldan koparılmasına karşıdır. Akılsız inanç, toplumu yozlaştırır.

6. Değişken Şehir (el-Mübeddile) – Yozlaşmış Toplumlar

Bu şehirler başlangıçta erdemli bir yapıya sahipken zamanla ahlaki ve siyasi yozlaşmaya uğramıştır. Yönetici kadro değişmiş olabilir, halk erdemli yaşamdan uzaklaşmış olabilir ya da çıkar ilişkileri erdemlerin önüne geçmiştir.

Bazı toplumlar, kuruluş dönemlerinde halk yararını gözeten adil sistemlere sahipken, zamanla güç ve servet odaklı hale gelmiş, değerlerini kaybetmiştir. Demokrasiyle yönetildiği halde yozlaşmış bazı sistemler bu örneğe girer.

Bu durum, Platon’un devletin dönüşümü fikrini andırır: İdeal devlet zamanla timokrasiye, sonra oligarşiye, sonra demokrasiye ve en sonunda tiranlığa sürüklenir. Farabi’ye göre ise bu dönüş, toplumun akıldan ve hikmetten uzaklaşmasının sonucudur.

Farabi’ye göre toplumun kurtuluşu, akla dayalı, erdemli ve hikmet sahibi bir yönetimle mümkündür. Bu da hem bireylerin hem yöneticilerin kendini geliştirmesiyle sağlanır. Cahil şehirler ise ancak bu yolda dönüşebilir.