Makyavel İnsanı: Gücün Soğukkanlı Yüzü

Machiavelli insanı, modern çağın görünmeyen hükümdarıdır. Ne tahtı vardır, ne tacı; ama yönettiği hayatlar, etkilediği kararlar ve şekillendirdiği kaderler gözle görülmez iplerle bağlıdır ona. Bu insan türü, iyilikle değil; çıkarla ilgilenir. Erdem onun için bir erdem değil, yalnızca doğru zamanda sergilenecek bir maskedir. Dürüstlük, sadakat, empati… Bunların her biri onun zihninde birer araç, asla birer ilke değildir. Çünkü o, ahlakı değil, işlevi önemser. Machiavelli insanı dünyayı, idealizmin pembe gözlüklerinden değil, gerçekliğin keskin merceğinden izler. Ona göre insan, özünde bencil, korkak ve kolay yönlendirilebilir bir varlıktır. Bu yüzden güvenmektense, yönetmeyi seçer. Sevilmektense, korkulmayı tercih eder. Çünkü bilir ki, sevgi geçicidir; korku ise kalıcı bir bağ kurar. Onun zihninde duygular değil, hamleler vardır. Bir satranç oyuncusu gibi, insanları birer piyon gibi görür; kimisini feda eder, kimisini vezir yapar. Ama hepsi, nihai güç oyununa hizmet eder.

Machiavelli insanı aynı zamanda bir gözlem ustasıdır. Sessizdir, ama kör değildir. İnsan doğasını, zaaflarını, tutkularını ustalıkla okur. Güç nerede birikiyorsa, o oraya yönelir. Tehlike yaklaştığında geri çekilir, fırsat doğduğunda saldırır. Sabırlıdır; çünkü bilir ki gerçek zafer, zamanla gelir.

Ama unutulmamalıdır: Machiavelli insanı bir canavar değil, bir aynadır. Hepimizin içinde taşıdığı güç arzusu, zafer tutkusu ve kontrol ihtiyacının vücut bulmuş hâlidir. Onu anlamak, sadece onu değil, kendimizi de anlamaktır.

Çünkü bazen, hayatta kalmak için melek olmak yetmez. Biraz da kurt olmak gerekir.