Dünyada pek çok adaletsizlik, eşitsizlik ve sorun varken sessiz kalmak bir tercih olabilir. Ama aktivizm, bu sessizliği reddedenlerin yoludur. Aktivizm, sadece sokaklara dökülmek değil; bir fikri savunmak, bir değişimi istemek ve bu değişim için harekete geçmektir. Kimi zaman bir pankartla, kimi zaman bir tweet’le, kimi zaman da uzun soluklu bir mücadeleyle kendini gösterir.
Aktivist olmak, mevcut durumu
sorgulamakla başlar. “Neden böyle?” sorusunu soran herkes potansiyel bir aktivisttir. Çünkü aktivizm, sadece sorunları görmekle kalmaz, aynı zamanda çözüm arar. Toplumsal cinsiyet eşitliğinden çevre korumaya, hayvan haklarından ifade özgürlüğüne kadar pek çok alanda aktif olmak mümkündür.
Bugün dünyada pek çok kazanım, geçmişteki aktivistlerin direnişleri ve mücadeleleri sayesinde elde edildi. Oy hakkı, ırksal eşitlik, işçi hakları gibi temel hak ve özgürlükler kolay kazanılmadı. Her biri, cesaretle ve kararlılıkla yürütülen aktivist hareketlerin sonucudur.
Ancak aktivizm, yalnızca kitlesel eylemlerle sınırlı değildir. Bazen bir kişiyi bilinçlendirmek, bir öğrencinin ufkunu açmak ya da yanlış bir bilgiye karşı durmak da bir aktivist tutumdur. Günümüz dünyasında bilgiye erişim kolaylaştıkça,
sorumluluklarımız da artıyor. Pasif kalmak, çoğu zaman düzeni onaylamak anlamına gelebilir.
Aktivizm, bir fark yaratma arzusunun pratiğe dönüşmüş halidir. Bazen yalnız hissedilse de, dünyayı değiştirenler her zaman bu yalnızlığı göze alabilenlerdir. Sessiz kalmak yerine ses olmak, beklemek yerine harekete geçmek; işte aktivizmin özü budur.
Sonuç olarak, dünya daha iyi bir yer olacaksa, bu sessiz kalanlar sayesinde değil; sesini yükseltenler, adım atanlar ve vazgeçmeyenler sayesinde olacaktır.