Komünizm, yalnızca bir ekonomik model ya da siyasi ideoloji olarak değil, aynı zamanda insanlık tarihine yön veren
yapısal çelişkilerin çözümüne dair bir toplumsal dönüşüm projesi olarak anlaşılmalıdır. Karl Marx ve Friedrich Engels’in 19. yüzyılda geliştirdiği tarihsel materyalizm yaklaşımı, komünizmi yalnızca idealist bir hayal değil, kapitalist üretim biçiminin içsel çelişkilerinden doğan tarihsel bir zorunluluk olarak konumlandırır.
1. Komünizmin Teorik Temeli: Tarihsel Materyalizm
Tarihsel materyalizme göre, toplumların ekonomik altyapısı, yani üretim araçlarının sahipliği ve üretim ilişkileri, tüm toplumsal yapıları belirler. Her üretim tarzı, bir süre sonra kendi içinde çelişkiler üretir. Bu çelişkiler, sınıf mücadelesi biçiminde tezahür eder ve bu mücadele yeni bir üretim tarzını doğurur.
Komünizm, bu tarihsel sürecin son aşaması olarak görülür:
Feodalizmin içinden kapitalizm doğmuş,
Kapitalizmin çelişkileri ise sosyalist ve nihayetinde komünist bir topluma evrilmeyi zorunlu kılacaktır.
Bu bakış açısıyla komünizm, bir “ütopya” değil, kapitalist üretim tarzının kendini tüketme sürecinin mantıksal sonucudur.
2. Kapitalizmin Çelişkileri ve Komünizmin Zorunluluğu
Kapitalist sistemin temel çelişkisi, üretimin toplumsallaşması ile mülkiyetin özel kalması arasındaki gerilimdir. Yani
binlerce, milyonlarca insanın kolektif emeğiyle yaratılan değer, üretim araçlarına sahip olan küçük bir sınıfın eline geçer.
Bu durum şu sonuçları doğurur:
Artı-değer sömürüsü: İşçinin ürettiği değerin bir kısmına işveren el koyar.
Eşitsizliğin derinleşmesi: Servet, sürekli olarak az sayıda sermaye sahibinin elinde toplanır.
Krizlerin sürekliliği: Aşırı üretim, talep yetersizliği ve finansal spekülasyon döngüleri sistemin istikrarını bozar.
Komünizm, bu çelişkileri ortadan kaldırmayı amaçlar. Özel mülkiyetin kaldırılması, üretim araçlarının toplumsallaştırılması ve sınıfsız bir toplumun inşası, kapitalizmin bu yapısal sorunlarına verilen radikal bir yanıttır.
3. Komünizmin Temel İlkeleri
Sınıfsız Toplum: Tüm toplumsal yapıların temelini oluşturan sınıf ayrımları ortadan kaldırılır.
Özel Mülkiyetin Kaldırılması: Üretim araçları kamu mülkiyetine geçirilir.
Üretimin Planlı Olması: Serbest piyasa yerine merkezi planlama esas alınır.
Devletsiz Bir Toplum: Devlet, sınıfların varlığının bir sonucu olarak görülür. Sınıflar ortadan kalktıkça devlet de kendiliğinden sönümlenir.
4. Sosyalizm ile Komünizm Arasındaki Fark
Marx ve Engels’e göre komünizm
birdenbire gerçekleşmez. Önce kapitalist sistemin yıkılması ve proletaryanın iktidarı ele geçirmesi gerekir. Bu aşama, sosyalizm olarak adlandırılır. Sosyalizm, komünizme geçiş sürecinin politik ve ekonomik altyapısını hazırlar.
Sosyalizmde sınıflar hâlâ vardır ancak baskılanır.
Devlet hâlâ aktiftir; çünkü sınıf mücadelesi tamamen sona ermemiştir.
Komünizmde ise ne sınıf kalır ne devlet; toplum kendi kendini yönetir.
Sonuç
Kapitalist sistemin iç çelişkileri derinleştikçe, komünizm düşüncesi hem teorik düzeyde hem toplumsal hareketler
içinde yeniden güç kazanmaktadır.